Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       20.11.2018 Salı
Ayhan BORA
20.05.2011
ERZURUMUN SOSYO - EKONOMİK DURUMU VE KRONİKLEŞEN GÖÇ SORUNU

 ERZURUMUN SOSYO - EKONOMİK DURUMU VE KRONİKLEŞEN GÖÇ SORUNU

Erzurum, 25.066 kilometre kareyi bulan yüzölçümü ile, toprak büyüklüğü bakımından Türkiye’nin 4 üncü büyük ilidir.

1960 metre rakımıyla, Peru’nun Cerro de Pasca, Bolivya’nın Potosi La Paz, Meksika’nın Meksiko City, Kolombiya’nın Bogota, Ekvator’un Quito, Etopya’nın Adisababa ve Yemen’in Sana şehrinden sonra dünyanın en yüksekte kurulmuş 9 uncu kentidir.

Bu durum, hem iklim şartlarını olumsuz yönde etkilemekte, hem de yıllık en düşük sıcaklık ortalamasının -37 derece olduğu şehrin yıllık ortalama güneşlenme süresinin 7 saatle Türkiye ortalamasının çok altında kalmasına neden olmaktadır.

Karla kaplı gün sayısı 113 gün olarak Türkiye’de Ağrı’dan sonra ikinci il konumunda olan Erzurum; Kars ve Ağrı ilerinden sonra 155 günlük donlu gün sayısı bakımından da ülkenin olumsuz iklim şartlarının egemen olduğu ilk üç ilinden birisidir.

Yukarıda bahsedilen olumsuz koşullar, başta inşaat olmak üzere bir çok sektörde ihtiyaç duyulan çalışma sezonunun oldukça kısa olmasına yol açmakta ve ortalama süre 120 güne bile ulaşamamaktadır.

Kilometrekare başına 34 kişi düşen Erzurum’da, nüfusun 515 bin 704’ü il ve ilçe merkezlerinde, 374 bin 390’ı da bucak ve köylerde yaşamakta olup, son verilere göre toplam nüfus 890 bin 94 kişidir. Yerleşimin bu kadar sığ olmasının başlıca nedeni; olumsuz iklim şartları ve sürekli verilen göçtür. Yıllık nüfus artış hızı yüzde 4.10 olan Erzurum’da; net göç hızı eksi 113’dür.

Erzurum, verdiği göç bakımından, Gümüşhane, Kastamonu, Siirt, Tunceli, Bayburt’tan sonra Türkiye’nin altıncı İlidir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Erzurum’da 1995 ila 2000 yılları arasında göç eden kişi sayısı 142 bin 642’dir. Göç eden nüfusun İl’in nüfusuna oranı ise yüzde 60’ı geçmektedir.

Hane başına düşen kişi sayısı bakımından ise tablo hakikaten çok vahimdir:

Nüfus sayısına göre hane sayısı ve hane sayısının İlin genel nüfusuna oranı bakımından sayısal veriler şöyledir;

 Toplam 135 binlik hane sayısı dikkate alınıp, hane başına düşen nüfus sayısıyla orantılandığında, çalışan bir kişinin geçindirmek zorunda olduğu nüfus sayısı 6’yı geçmektedir.

Başka bir ifadeyle, Erzurum’da çalışan her bir kişi en az 7 kişinin geçiminden sorumludur. İbate ve iaşe açısından ortaya çıkan bu iç karartıcı tablo, şehrin genel ekonomik panoramasını yansıtması bakımından önemlidir.

Yılın sekiz ayı kış koşullarında geçen Erzurum’da, kış aylarında hane başına ayda 50 dolar yılda toplam 400 dolar civarında bir ısınma giderine yol açmaktadır. Isınma ihtiyacının sebep olduğu sorunlar, kişi başına düşen milli gelirin Türkiye ortalamasının çok altında olduğu Erzurum’da sadece ekonomik sorunları değil, yaşamsal bir öneme sahip olan sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

Sağlık sorunlarının yaşanması ve hizmetlerinin sunumunda ki kalite bakımından  (16) kategoriye ayrılan ülkemizde Erzurum 15 inci sırada yer almaktadır.

Bu durum, yeterince beslenemeyen yöre halkının soğuklar karşısında vücut direncinin düşmesine ve bunun sonucunda da pek çok farklı hastalığın yaygınlaşmasına yol açmaktadır.

Son yıllarda yoksul ve dar gelirli vatandaşlara yapılan kömür ve gıda yardımları bu sorunu büyük ölçüde çözmüş ise de; gayrisafi milli hasılada yaşanan hızlı ve büyük artış ile bunun doğal sonucu olarak kişi başına düşen yılık gelir artışı gözönünde bulundurulduğunda, Erzurum halkının zorunlu ve yaşamsal öneme sahip ihtiyaçlarının karşılanması; göreceli olarak bir anlam ifade etmiş olsa da, yore halkının milli gelirden aldığı pay ya da ülke genelinde gelir dağılımındaki adeletin sağlanmasında yaşanan güçlükler sebebiyle yeterli değildir.

 Bu kronik problemler eğitim, ticaret ve sanayide de söz konusudur.

Erzurum ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan hizmet sektörünün ve ticaretin temel aktörleri, kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Ticari faaliyetleri,  başta Atatürk Üniversitesi olmak üzere askeri kuruluşlar ve merkezi idarenin Erzurum’daki taşra teşkilatını oluşturan bölge ve il müdürlüklerinin çalışanları ve öğrencilerin harcamaları belirlemektedir. Kısaca Erzurum’un ekonomik hayatı memur maaşları ve işçi ücretleri ile öğrencilerin harcamalarına endeksli bir durum arz etmektedir.

Sanayi sektörünün özellikle de İmalat sanayinin hemen hiç olmadığı, ancak çok az sayıda KOBİ sınıfından işletmelerin bulunduğu Erzurum ticaret sektörünün, Türkiye ticaret sektörü katma değeri içindeki payı %0.56’dır. Esnaf ve tacirlerin büyük çoğunluğu küçük çaplı işletmelerin ticari faaliyetlerinden yararlanmaktadır.

Bu kesimin piyasaya sürdüğü ürünler, daha çok üretimi şehir dışında yapılan tüketim maddeleridir. Bir tarım şehri sayılmasına rağmen hayvansal üretim dahi il dışında yapılmaktadır. Tarım ve ticaret sektöründe yaşanan gizli işsizliğin hesaba katılması ile birlikte, hane başına düşen işsiz sayısı daha yüksek rakamlara ulaşmaktadır.

Tarım endüstrisinin oluşmamış olması ve bu sektörün bir türevi olarak imalat sektörünün gelişmemiş olması ve imalata yönelik yatırımların bulunmaması, bu sektör içinde yer alan nüfus içinde işsizlik oranının daha da yüksek olmasına neden olmaktadır.

Son yıllarda yapılan çalışmalara ve iyi niyetli çabalara rağmen, özellikle son 20 yıllık dönemde,  şehrin sosyo-ekonomik açıdan sürekli bir geriliğe itilmiş olması; şehir ekonomisinin özellikle kamu yatırımları bakımından canlandırılıp yönlendirilmemesi; ekonomik dinamiklerinin yeterince algılanmamış, değerlendirilmemiş ve harekete geçirilmemiş olması sebebiyle, kırsal kesimde toprağa bağlılık azalmış, kent yerleşim alanlarında da halkın yaşama azmi, direnci ve sevinci kalmamıştır.

Erzurum’a tam bir karamsarlık, bezginlik ve ümitsizlik hâkim olmuş; bu da beraberinde Türkiye ortalamasının çok üstünde yer alan göç olgusunu körüklemiştir. Göç eden kesim’in bir kısmı ise; olumsuz iklim ve sosyal koşullardan uzaklaşarak daha iyi yaşam standardını yakalamayı arzu eden yüksek gelirli kesim oluşturmaktadır.

Bu durum, sermaye birikiminin yok denecek kadar az olduğu Erzurum’da var olan sermaye ile birlikte beyin göçünün de yaşanmasına ve artmasına yol açmaktadır. Tarıma dayalı endüstrinin kamu yatırımları ile desteklenmemesi ya da bu alanda özel teşebbüsün yeterince teşvik edilmemesi; günümüzden 20-30 yıl önce il ekonomisi içinde en büyük paya sahip olan besiciliğin yok olmasını ve bunun devamında da kırsal alandan büyük bir göçün yaşanmasını kaçınılmaz kılmıştır.

Yazarın Önceki Yazıları
13.01.2011   Toplumun Temel Yapı Taşı (Nüvesi) Olan İnsan
24.01.2011   Kaliteli İnsan