Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       20.11.2018 Salı
Doç. Dr. Aslan GÜLCÜ
07.01.2012
Erzurum Tanıtım Günleri

Yurdumuz genelinde Erzurumluların kardeşliği ve dolayısıyla da tüm milletimizin kardeşliği için çalışan Erzurum Derneklerinin tek bir çatı altında toplandığı bir federasyonumuz var: Erzurum Dernekleri Federasyonu (ERDEF).

2009 yılından bu yana “Erzurum”dan başka bir derdi olamayan Dadaşların, “ Her şey Erzurum için” haykırışının sesidir ERDEF.

Erzurum’a ve Erzurumlu’ya “en iyiyi”, “en güzeli”, “ en doğruyu” kısaca “DADAŞLIĞI” yüksek sesle anlatmayı dert edinmiş “aklı ve yüreği” beraber çalışan yiğitlerin toplandığı federasyonun adıdır ERDEF.

ERDEF, halk içinde Hakk ile beraber olma düsturunu en ücra köşedeki insanına altın tepside götürmeğe azmetmiş ve bu azimle çalışmalarına başlamıştır.

ERDEF, bu ulvi yolculuğuna yeni bir hamle ile devam etmek adına nihayet beklenen çıkışını yaptı: ERZURUM TANITIM GÜNLERİ!

Uzun yıllardan beri metropollerde (Erzurumlular hariç olmak üzere) Rizelisi, Artvinlisi, Karslısı, Anteplisinin kendini tanıttığı, derdini anlattığı, kardeşiyle kaynaştığı, dostuyla dertleştiği, aldığı-sattığı, güldüğü-ağladığı, kârını arttırdığı, zararını paylaştığı “memleket tanıtım günleri” yapar dururlardı. Rabbim herpsine hayırlı işlerinde kolaylıklar versin. Kıskanmıyoruz, takdir ediyoruz, örnek alıp dua ediyoruz.

Ne var ki her zaman olduğu gibi Dadaş bu etkinliklere bir kenardan bakar, bakar, sonra da iç geçirirdi. Arada bir de “ya hu, hele şunlara bak bizim bir ilçemiz kadar nüfusları var, yaptıkları işe bak” diyerek hayıflanırdık.

ERDEF; bu iç geçirmeleri, hayıflanmaları bitirmek, kanayan yüreklere merhem sürmek, kaybedilen zamanları telafi ederek ağlayan gözlerin yaşını dindirmek adına, yarınlarımıza “Dadaşça” bakabilmek için bütün Dadaşları, Dadaşları sevenleri, Erzurumlu olsun veya olmasın yüreğinde Dadaşlıktan bir iz taşıyanları “er meydanında”, “Erzurum Tanıtım Günlerinde” buluşturmaya ahd etti.

Daha önce bu tür bir organizasyona katılmamış, tadını almamış olan Dadaşlar için “Tanıtım Günleri kavramı “ biraz yabancı gelebilir.

Peki öyleyse nedir bu “Tanıtım Günleri” nin aslı?

Her doğulu gibi en sonda söyleyeceğim sözü en başta söyleyip işin içinden çıkayım. Bu tanıtım günleri bizim “kız görme” merasimi gibi bir şey… Oğlunuza istemeyi düşündüğünüz hanım kızımızı evinde gidip görmek, konuşmasına, ikram edişine, buyur etmesine, uğurlamasına bakmak, anasını-babasını tanımak, ceddi cibilliyeti hakkında fikir edinmek, ve de fırsat bulunursa çaktırmadan halının altına bakıp temzilik-titizlik notunu vermek için nasıl kız evine gidilir ve ondan sonra karar verilirse, işte “tanıtım günleri” denilen şey de bu törenin tıpa tıp aynısı.
Her iki tarafın gayet centilmence hareket ettiği, sadece tanışma ve hal hatırın sorulduğu, “bir elektrik” alma durumuna göre “görüşmek ümidiyle” vedalaşıldığı gayet nezih ortamlardır “tanıtım günleri.”

Bir taraf tanımayı arzu etmekte, diğer taraf da tanınmayı. Aslında her iki taraf, aynı anda hem tanır hem de tanınır. Tanıtmak istediğiniz yada tanımak istediğiniz “zenginlik” neyse asıl konu da odur.

Köyümüze, koca bir ülkeye yayılmış milyonlarca Erzurumluyu çağıramazsınız ama, köyünüzü “tanıtım günleri” ne götürüp koca bir ülkeye tanıtabilirsiniz.

Yüzlerce, binlerce iş adamını, ağrı devlet kurumlarını, her çeşidinden sivil toplum kuruluşlarını, sanatçılarımızı, bürokratımızı, toptancıyı, parekendeciyi, bilim adamını, esnafı, müteahhiti, ihracatçıyı, ithalatçıyı, vakıfçıyı, dernekçiyi, particiyi, milletvekilini, sanayiciyi, endüstriciyi, yatırımcıyı, turzimciyi, kayakçıyı, topçuyu, davulcuyu-zurnacıyı, organizatörü, vel hasıl topyekûn olarak bu milletin derdine derman olacak kimler ve “zenginlikler” varsa tüm kesimleri ilçemize-ilimize getirip “bir tanışalım” diyemezsiniz ama “ben de varım” diyen her Dadaşı “tanıtım günlerine” götürüp ; ismini saydığımız (çoğunu da sayamadığımız) bu yeni dünyayanın “zenginliği” ile tanıştırabilirsiniz.

Bende varım, ben de Dadaşım, ben de Erzurumluyum , ben de Dadaş hayranıyın diyen her kim varsa Allah rızası için bu günkü günde ortaya çıkmalıdır.

Hangi Dadaşın yüreği Allah, Allah diye kaynıyorsa,

Kimin canı, iman tahtası “Erzurummm, Dadaş” deyince sızlıyorsa,

Kim “Erzurum kilidi mülki İslam’ın” diyorsa,

Kim “Ülkeyi bekleyen Kale”nin bir ferdi olduğunu hissediyorsa,

Kim bu “Osmanlının Tek Yadigârı” nın hatırasına saygı duyuyorsa,

Kim Dadaşı diriltmenin Ülkeyi diriltmek olduğu şuurunu taşıyorsa,

Ve de…

Kim memleketine bir yatırım getirmek istiyorsa,

Kim elindeki zenginliği uzaktaki Dadaşlara arz etmek istiyorsa

Kim sıkıntısını çözecek bir “adam gibi bir Dadaş” arıyorsa

Kim canına can, malına mal katmak istiyorsa,

Kim dostuna dost, sözüne söz, desteğine destek katmak istiyorsa,

Kim işinin kenarından tutacak bir Dadaş arıyorsa,

Kim derdini analtmak ve kim de dert dinlemek istiyorsa,

Kim ufkunu açıklamak, kim de o ufuklarda at sürmek istiyorsa,

Ve de..

Kim bir kıtlama çay içerken bir dost yüzüne bakıp rahmetli Raci Alkır’ın yanık sesinden “sarı gelin” dinlemek istiyorsa,

Kim davul-zurna başbarı vuranda tırnaktan tepesine kadar titriyorsa,

Kim geleneklerimize, göreneklerime, asil duruşumuza sahip çıkmak istiyorsa,

Ve de..

Kim “kaza ve belâ” nın def’i için binbir hatim geleneğimizi “bir milyon bir” hatime çıkarmak istiyorsa,

Kim İbrahim Hakkıyı, Alvarlı Efe Hazretlerini, Solakzadeyi, Barlı Mehmet Efendiyi, Oltulu Mevlüt Efeyi dua ile anmak istiyorsa,

Ve de

Kim “artık yeter, Dadaş uyan” diyor ve en başta kendisi uyanıyorsa, uyanabiliyorsa, uyandırabiliyorsa…

Buyursun gelsin.

Zira öyle bir şehirden bahsediyoruz ki :

Bu şehr-i mubarek “korunmuş” ve “korunan bir şehirdir.

Kapkaççının, sokak çocuğunun, tinercinin olmadığı bir şehirdir.

Bu şehr-i mubarek onurlu fakir insanını dilendirmeden doyuran bir geleneğin yaşandığı ve yaşatıldığı şehirdir.

Daha ne diyeyim, anladınız mı?


Yazarın Önceki Yazıları
06.12.2011   ENER VE ÖLMÜŞ TAVUKLAR
13.12.2011   Vali’ye Yazılan SMS