Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       20.11.2018 Salı
Nevrettin ÇAĞLAR
13.02.2012
DOĞUDA BEKLEYEN GÜNEŞ

DOĞUDA BEKLEYEN GÜNEŞ

Hep derler ya güneş doğudan doğar. El Hakk öyledir. Sabah güneşi gerçekten doğudan doğuyor ama, öğlemizi, akşamımızı, gecemizi aydınlatacak güneş bir türlü doğmuyor. İşte o da henüz doğmamış güneş, doğmayı bekleyen güneş: Erzurum.

Haddim olmayarak küçümsemek için değil ama Nevşehir’in şehir, Bakırköy’ün köy (ilçe) diye kayıtlı olduğu günümüzde “medeniyet” ve “merkez” tabirlerini iyice oturtmak için çok gayret sarf edilmelidir. İşte Erzurum da bir “medeniyet” şehri ve  bir “merkez” olma özelliği ile henüz keşfedilmemiş bir değerimizdir.

Bir şehre girdiğiniz ân:

·         Kalesi, camisi, caddesi, medresesi sizi bir “ruh”un içine çekiyorsa;

·         Huzur ve sükûn veren mahalleleri, yavaş alış veriş yapan esnafı (fast olmayacak), üzerinize gelmeyen binaları, sert ama müşfik, çatık kaş ama  gülümseyen insanları sizi tanısın veya tanımasın selam verip hoş “geldin dadaş” diyorsa;  

·         Tinercisi olmayan sokakları, kaptıkaçtı, oto hırsızı gibi korkulardan arınmış caddeleri, eşyanızı, cüzdanınızı kaybettiğinizde gidip teslim alabileceğiniz komşuları, yardımseverlikte yarışıyorsa;

·         Ihlamur, nane satan  aktarları kesif  tarçın, bez toptancıları nişadır, Oltucağı kebapçıları et,  kafaflar deri, pelit meydanı peynir kokuyorsa,

·         Ramazanda şehre inen sükûnet ilmek ilmek yayılıyorsa her ferde;

·         Bir büyük geldiğinde ayağı kalkılıp, giderken uğurlanıyorsa her yerde;

·         Kongre Binasında kafanızı kaldırıp Aziziye-Mecidiye tabyalarını, Aziziyeden bakınca Kal’ayı, saat kulesini, Çifte Minareli Medreseyi, Çifte minareden bakınca  Ulu camiyi, Lalapaşayı, üç kümbetleri, Lalapaşadan bakınca Rüstempaşa çarşısını, hanları, hamamları, kervansarayları, surları görüyorsanız;

·         Kesinlikle bir  “Medeniyet” görüyorsunuz demektir.

Henüz keşfedilmeyi bekleyen yer altı  ve yer üstü kaynakları ile, henüz el ve göz değmemiş doğal güzellikleriyle, henüz değeri biçilmemiş insani özellikleriyle ve henüz filizlenen bilim-üniversite merkezi olma  idealizmiyle, ve henüz adını duyuramadığı  yaratılıştan “organik” ürünler sunan bağları-bahçeleri-ürünleriyle, ve henüz dünyaya yetecek kayak merkezleriyle, ve henüz âleme yetecek doğal hayatıyla ve henüz tam olarak anlatamadığı ve fakat anlatacağı “Dadaş” ruhu ile gelecek nesillere paydaş olmak, gardaş olmak, Dadaş olmak istiyor.

Geçmiş ve gelecek medeniyetlerin kesişeceği, geleceğin birlikte  kurulacağı “Dadaş” ın “Tanıtım Günlerine”, Dadaşın doğum gününe, Medeniyetin düğün gününe sizleri dâvet ediyoruz.

En derin Saygı ve Muhabbetlerimle…


Yazarın Önceki Yazıları
14.01.2011   INTERNET
06.12.2011   GELECEK KAYGIMIZ...